Sanat Moda Kadın Estetik Cilt Güzellik Saç Bakımı

29/10/2007

Ağız Kokusuna Son

Ağız kokusu insanlarda çok büyük güvensizlikler yaratır.... öperken, kozmetikçide bakımda veya bir konuşma ortamında.Nedense birçok insan sebebini yanlış yerde tahmin ediyor.Bu nedenle de çoğu zaman yanlış çözümlere hatta antibiyotik gibi riskli önlemlere yelteniyorlar.Oysa evlerindeki imkanlarla çok daha kolay ve basit çözümler bulabilirler.

Kozmetik sektöründe iyi para kazanılanalanlardan biri de kötü nefes kokularına karşı olan ürünlerdir.

ABD'deki yıllık tüketim sadece ağız suları için 740 milyon dolar civarında ve nane şekeri veya ağız spreyleri gibi 'ağız koku

dispenserleri' için de yaklaşık 625 milyon dolar para harcanıyor; Almanya'da ise bu rakamlar üçte bir civarında olduğu tahmin ediliyor.Türkiye'de özellikle bir diziden sonra bu ürünlere yönelik satışlar patlamış durumda, ancak kimse rakam vermek istemiyor.

Halitoz ile ilgili, yani ağız kokusu sorunu ile bilim adamları ancak son yıllarda yoğun olarak ilgilenmeye başladılar ve bu nedenle de bu konu hakkında sanıldığından fazl önyargı bulunmakta.Amerika'da telefonda yapılan anketlerde ortalama her ikikişiden birinin pahalı 'nefes temizleyici' sprey ya da ağız suları kullanığı ortaya çıktı.Güncel araştırmalar da gösteriyor ki, sadece yüzde 23'lük bir kesim arada sırada kötü bir ağız kokusuna sahip oluyorlar.Üstelik bu durumda sadece, ağır baharatlı bir yemekten ya da kahvaltı yapılmadan sabahın erken saatlerinde oluyor.

İnsanların sadece %6'sı sürekli ağız kokusu sorununu yaşıyor.Bu bilgiler ışığında gerçekten doktora gitmeden ya da kendi imkanları ile ağız kokusunakarşı önlemler almaya başlamadan önce gerçekten ağız kokusu sorununun var olup olmadığını iyi tespit etmek lazım.Bunu tespit etmek te hiç te zor değil.Size çok yakın olan eşinize de sorabileceğiniz gibi, çok yakın bir dostunuzun da bu konu da fikrini alabilirsiniz.Tam bir netice almak isteyenler ise: Bir kaç yıldır gaz kromatograflar ve özel sülfit monitörleri var.Bunlar nefesin yapısını kesin olarak gösterebiliyorlar.Ancak bu aygıtların yaygınlığından bahsetmek pek mümkün değil.

SEBEPLERDEN BİR TANESİ: DİLDEKİ TABAKA
Ağız kokusuna sebep olan faktörler arasında çoğu zaman vücudun hazm etme mekanizmasındaki sorunlardan kaynaklandığını düşünülüyor ve önlem olarak da bağırsak temizleyici maddeleri terapi olarak kullanmaya kalkışıyorlar.Yine bir başka kesim ise, dişlerin ağız kokusunun sebebi olduğunu düşünürler ve pahalı elektronik hijyen aletleri almaya kalkışırlar.

Ancak gerçek şu şekildedir: Vakaların %90'ında ağız kokusu gerçekten ağızdan kaynaklanıyor ve müsebbihi orada duruyor.Tel Aviv Üniversitesinden Prof.Mel Rosenberg bunu belirttikten sonra ana faktörlerin de dilin arka kısmında yuvalandığını vurguluyor. "Bu tabaka tükürük tarafından tam olarak temizlenemiyor" diyor."Üstelik ufak buruşukluklar arasında da rahatça bakteriler yerleşebiliyor".Besin açısından da dilin arka kısmı çok uygun bir ortam oluyor nikroplar için.

Zira bu kısma sadece yemek artıkları gelmiyor, aynı zamanda nefes borunlarından gelen sekret sıvıları da buraya düşüyor.Bu kesintisiz besin kaynağını mikroplar örneğin çürümüş yumurta kokusuna sülfirik hidrojene dönüştürüyorlar.Ya da ayak ayak kokusunu hatırlatan izo valeryan asitine ve hatta hayvan kadavlarında bulunan kadaverine dahi dönüştürebiliyorlar.

İlk bakışta bunları okuduktan sonra dilin arka kısmındaki bu bakteri istilasına karşı antibiyotik kullanımı mantıklı gelebilir.Oysa bu 'terapi' bir çok sorunu da beraberinde getiriyor.Bu ilaçlar sadece kısa süreli olarak dildeki tabakayı gideriyor ve ayrıca radikal etkisiyle de orada bulunan mantarların 'bakteriyel karşıt maddelerini' de yok ediyor.Sonuç: dil tamamen yoğun bir mantar tabakasıyla kaplanıyor."İşte bu noktadan sonra işler ciddileşiyor" diye ikaz ediyor Dr.Rosenberg.

Ağız suları bakım antibiyotiğe göre daha az risk barındırsa da, sonrasındaki etkisi ve efekti de ona göre pek yok; eterik yağların, da 'örneğin çok sevilen nane yağı gibi' etkisi fazla abartılıyor.

DOĞUDAKİ GELENEKLER
Ağız kokusuyla ilgili tecrübe edilmiş bakımların sonucunda uzak doğudaki insanlar, yüzyıllardır uyguladıkları yöntemi, yani 'dişleri fırçalarken dilin arka kısmını da fırçalamayı' uyguluyorlar.Onlarca klinik araştırma, bu geleneği zengin metodun başarılı olduğunu görsteriyor..Bu araştırmalara göre daha ilk fırçalamadan sonra tabakanın büyük bir kısmı kayboluyor."Dilin düzenli olarak temizlenmesi, tükürükte tabaka oluşturucu bakterilerin sayısını da ciddi miktarda düşürüyor" diyor Dr.Rainer Seemann. Günlük olarak bir veya iki dakika yeterli geliyor.Ancak dilin arka kısmında yaralanmalara neden olacak kadar da bastırılmaması gerekiyor.Daha detaylı temizlik yapmak isteyenler eczanelerden bir dil temizleyici de alabilirler."Bunların en basit olanı esnek ve aromalandırılmış suni bir şerit şeklinde bir kıvrıma dönüştürülüyor ve kenarları ile de dilin üstünden geçiriliyor.Dilin ucundan tutuluyor ve şerit ileri geri hareket ettiriliyor.

Yine uzak doğudan gelen bir metod da antep fıstığı ağacının sakızını çiğnemek.Sakızı çiğnemek sadece ağız salgılarını gaçirmekle kalmıyor aynı zamanda ağızdaki bir takım bakterileri de öldürüyor.Bu ağacın sakızına ulaşamayanlar normal sakız da çiğneyebilirler.Antbiyotik etkisi olmamasına rağmen ağız salgısını harekete geçiriyor ve birçok mikrop ta gideriliyor.

Klorofil drajeleri ve yeşil çay da bu konu da yardımcı olabilir.Bunun dışında: düzenli kahvaltı yapın, çünkü iyi bir kahvaltı ağızı temizliyor ve ağız salgısını harekete geçiriyor.Ağzın kurumasını önlemek için de burundan nefes alıp vermeye çalışın.Bir de çok ağır olmadığı sürece bu ağız kokusunu abartmayın, çünkü vücudun daha salgıladığı nice koku vardır.
 

Kaynak: Beauty Forum 9/2003 s.32-34

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »